31 Aralık 2009 Perşembe

Vefasız Blogger

Evet vefasız blogger Gobekli-Karga

Uzun zamandır, tek kelime bloguna yazmayan, hatta ve hatta şifresini bile unutan karga...

İnsanların en iyi dostu kötü günde belli olurmuş ya karga`da o misal kötü günündeki dostu bloguna geri döndü.

O zaman birkaç sosyal mesaj vereyim, yeni yılda blogda kalmayayım:

İnternet üzerine : Artık internet explorer 6`yı lütfen kullanmayın sayın internet kullanıcıları. (tasarımcılar neler çekiyo bilemezsiniz :) )

Aşk üzerine : Aşk denen şey vardır ama eski ve yeni nesil filmlerde evrimleşerek değişen bir senarist pembe gözlüğü gibi değildir.

Sıradan içten mesaj : Ne kadar kötü hissetsenizde içinizde umut denen şeyi kaybetmeyin.

Son olarak: Mutlu Yıllar Vefalı izleyenlerim :)

11 Ekim 2009 Pazar

Kargasal Yansımalar

Öncelikle uzuuunn bir zamandır pek blog`a yazı yazamayan, Yazamadığı süre içinde de bir süre şarkı sözü kopyalamakla kendini avutan ama bir süredir onuda yapamayan Göbekli-Karga özür diler :) .

Başlıkta yansıma falan dedim. Yansıyan aslında pek birşey yok. İş iş iş... Kapitalist düzende paraya çok ihtiyaç olduğundan sebep kendini yeniden bu meselelere verdi. Doğal olarak pek yazı yazamıyor.


Bu süreçten haliyle aşırı sıkıldı. Tek teselli ise projenin bitmeye yaklaşması. (En azından karga`nın işi bitiyor :) ).



Düşünsel meselelere gelince "Hayata mutlak varlığınızı hissettirin. O zaten etraftakilere bunu anlatacaktır."

Ağrısal meselelere gelince "Kimsenin dişi ağrımasın, Karga`da olsam zor oluyor. Hele ki ağrıyan bir dişle kimse kod yazmasın." :)



Çok karışık bir yazı olmadı sanırım . Biraz naneli işlerden bahsettik. Sosyal mesaj verdik. Diş ağrısından söz ettik.


Göbekli Karga son olarak son zamanlar en sevdiği sözle veda etsin: "Herşey Herkesleşiyordu, Herkes Herşeyleşiyordu." Sanırım bu aralar bu durumdayım bende ama kurtulucam yakın zamanda. "umarım" :)

23 Eylül 2009 Çarşamba

DANdadaDAN - Kuru Kuru

DANdadaDAN - Kuru Kuru Şarkı sözü


Kuru kuru sev beni
Ağzımdan öp beni
Doya doya tat beni
Ooff alsan da dünyayı karşına
Bir anda oooff

Bile bile tersine
Döndür bu alemi
Kafam bomboş vur beni
Çıksa da ruhum burnumdan
Sana ne

Ara beni boya beni
Kara kara düşün beni
Gel bulalım dibini
Alsan da dünyayı karşına
Bir anda

Aşık oldum ben sana
Doyamadım tadına
Hadi artık dön bana
Alsan da dünyayı karşına
Bir anda

buda video linkimiz olsun o zaman :
http://www.loxol.tv/videoizle_3012045cfd75d2600af2_DANdadaDAN---Kuru-Kuru

19 Eylül 2009 Cumartesi

Kronik sıkılma analizi ve Bayram mesajI

Her zaman derim: "çok sıkıcı bir gün". Çokça duyulur yani ağzımdan şuanda öyle ama diyecek kimse yok bende bloguma bari demek istedim. "Çok sıkıcı bir akşam blogum" . Neden diye sorgulamıcam, sorgulayınca altından çok şey çıkıyor :). Kronik sıkılmamızdan bahsettik.

Bu bayram muhabbetlerini de insanların çok yapmacık yaklaştığını düşündüğümden beri sevmiyorum ama bir bayram mesajı Karga`nın da olur elbet heleki o karga göbekliyse ve baklava,çikolata vb. şeylere bağımlıysa... :) .

Göbekli-Karga`dan:
Herşeye rağmen (harçlık vermeselerde,çikolatanın çoğu küçüklere gitsede; kısaca büyüsekte,Armut`un sapı üzüm`ün çöpüde olsa) bayramlarımız hep olsun. Umarım güzel birkaç gün geçirirsiniz.
İyi bayramlar Dostlar,Cadı`lar,Karga`lar..


Kısa yazanları sevmem ama söyleyeceğimi söyledim kusura bakma artık blog . Söz yakında yeni,eğlenceli, bir o kadarda teknolojiyi hayata bağlayan yazı(lar) gelecek :).

14 Eylül 2009 Pazartesi

Gelde benzetme "OC-OC"

Geçenlerde bunaldığım bir anda televizyona daldım. Bir dizi var ismi Es-Es, oyuncularına baktım dikkatimi çekti. İzlemeye koyuldum. Ben bu hikayeyi nerden hatırlıyorum, bu genç kime benziyor derken. Ping geldi Karga`ya :) . Bildiğimiz The O.C. bu yau. :) Biraz rötuşlarla televizyona merhaba demiş. Ne diyim yapımcılar sağolsun bu kadar yaratıcı oldukları için :) .
Taklitte gelse oyuncularından dolayı sanırım daraldığım zamanlarda izleyebilirim buda bir itiraf olsun :) .
OC-OC hayırlı olsun :)

12 Eylül 2009 Cumartesi

çAmur - sergüzeşt

Bırak anlatayım sarhoşum öyle

Sarhoşuda geçtim nolacak böyle

Hayatlar içinden hayat seçmişim

Hiçbişey farketmez kendimden geçmişim



Şair giden geminin ardından bakarya

Bakar da kendini zora sokar ya

Bazen bi hiçin duası tutar ya

Çok uzaklarda o gemi batar ya



Ahhh beni unut

Bitir beni

Gidiyorum

Ya unuttum

Ya vazgeçtin

Bilmiyorum



Yarim ateş olmuş içinden geçmişim

Kim ektiyse ekmiş ama ben biçmişim

Hiç boşanmadıki bardak hep dolu

Herşeyin bir sonu yok başka yolu



Şair giden geminin ardından bakarya

Bakar da kendini zora sokar ya

Bazen bi hiçin duası tutar ya

Çok uzaklarda o gemi batar ya



Ahhh beni unut

Bitir beni

Gidiyorum

Ya unuttum

Ya vazgeçtin

Bilmiyorum

10 Eylül 2009 Perşembe

ŞarjImI Tüketmeyin Benim

Cep telefonları!! Artık kimsenin lüks saymadığı bir ihtiyaç olarak görülen çok yönlü araç. Çok yönlü diyorum çünkü telefon sadece telefon olmaktan çıkıp; oyun makinesi, müzik çalar, internet ve bilimum zımbırtı kutucuğu olalı bayağı oldu :) . Tabii bu özellikler iyi güzelde birde bunun kötü yanı var. O da herkese illaki bir yerde bela olmuş şarj meselesi :) . Evet şarj süreleri yeni teknolojiler kullanılmaya başlandıkça daha da düşüyor ve illaki günlük veya iki günde bir şarj ihtiyacı ortaya çıkıyor.Tabii sürelerin düşmesinde telefonla fazla konuşma veya kurcalama gibi etkenler en önde geliyor.

İşte hayatta böyle . İnsan hayatta fazla kafa yorucu işler yaptıkça veya hayatın içindeki şeylere aşırı taktıkça, pilinden harcıyor. Zamanla hayata daha soğuk bakıyor gülmüyor, somurtuyor. Çevresini daraltıyor, kendine kapanıyor. Bu süreçte örneğin şarj azaldığında telefonun kamerası açılmaz veya belli fonksiyonları çalışmaz ona benziyor. :)

Bir noktada yaşantı şeklimiz.. Metropol yaşantısı kısaca stres,monotonluk,yalnızlık tetikleyicisi. Aslında rahatlık açısından hiçbirşeye değişilmeyecek kadar güzel fakat insanın duygularını,benliğini körerten bu yaşam tarzıda aslında ilk cümlelerde bahsettiğim yeni teknolojili telefonların şarj durumuna benziyor.

Hayatta bazı şeylere aşırı yoğunlaşırken kendinizi unutmayın demek istediğim, şarjınızı tüketmeyin.

"İnsan kendini nasıl şarj eder be Karga ?" diyenler olabilir.
Bende bu soruya cevap olarak ille de çimlerde yalınayak koşun falan demicem ki zaten bulunduğumuz koşullarda bunu yapmak pek mümkün olmaz :) .Bu sorunun cevabı Yalnızca kendinizi ve etrafınızdakileri fark etmeniz. Yani bir limonu tekrar koklamanız, denizi tekrar görmeniz. Belkide etrafınızdaki insanlar "bu nabıyo yau" deseler de gökyüzünü tekrar görmeniz. Kısaca "sadece bakmayın, GÖRÜN" demek istediğim.

Ha diyorsanız ki "Ben full gezerim Karga şarjım hep full olsun" o zaman sırtçantanızı alın yollara atın kendinizi. Düğün görürseniz bilmesenizde çifte telli oynayın(Ankaralı Namık çalıyor artık ama olsun. :)) ). İtilecek araba bulursanız itin. :)

Göbekli-Karga düşünüyor ki : Kısaca fotoğrafın kenarında değil tam içinde olun.

Umarım akıcı,eğlenceli vs. olmuştur :) . Teşekkür ederim tekrar okuyanlara ve yorum yapanlarada.

9 Eylül 2009 Çarşamba

"Anne Firewall`m yine fire verdirdi benden"

Geçen gün burada okuduğum bir yazıda "neden hep mutlu etmeyeceklere aşık oluruz?" gibi benzer birşey geçiyordu. Bende düşündüm.. Tabi bulduğum cevabıda sizinle paylaşmasam çatlarım..
Bilgisayar dilinde Firewall denen birşey vardır.Peki bu Firewall nedir? Hemen aşağıda ufak bir açıklama koyalım o zaman.
"Firewall`lar ağın içinden veya dışından gelen yetkisiz erişimleri engelleyen, süzen ve izin denetimi sağlayan yazılımlar veya donanımlardır." Bide türkçeye geçiş anlamı var;Firewall=Ateş Duvarı uuu :) .

Evet bu Ateş Duvarları yetkisiz kişilerin yanınızdan bucağınızdan geçmesine izin vermezler. Ama bazen işte bu sistem açık verir. O kişiler içeriye dalıverir siz fark etmeden.Yani Firewall`lar burada kalbinizin aşık olmadan koyabileceği engeldir :) .
Az çok anlamışsınızdır şimdi Firewall`la Aşk`ın ilişkisini :). "Neden hep mutlu etmeyeceklere aşık oluruz?" Kalbimizin Ateş Duvarı yine açık vermiş demekki napalım :) . Aman aşık olmayalım böyle kişilere diyorsak.Kalbimizin Firewall`unu güncel tutalım. Yani sürekli böyle vefasız aşklar yaşayıp mahvolmuş arkadaşlarımızdan ibret alalım. Gerekirse şu tiplerden aşk insanı olmaz falan diyip baştan silebilirsiniz yani :p .Unutmadan söyliyim yinede gördüğüm en güçlü Ateş Duvaları cadılarda o yüzden korkuyorum cadılardan :) .
Göbekli-Karga Tavsiyesi : Eğerki mutlu olmak istiyorsanız. Kalbinizin işte bu diyeceği Yetkili kişiyi bekleyin. Ama yetkisiz kişiler kırıp döksün derseniz. Ateş duvarınızı güncel tutmayın. Yanın kavrulun .
Genel olarak eğlenceli bir yazı yazmaya çalıştım. Yine umarım fazla terimsel yaklaşmamışımdır :) . Okuyan ve yorumlayan arkadaşlara teşekkür ederim :) .
Başlıktaki fire kelimesinin kullanılış anlamı: kayıp,ziyan`dır.

Cadi`lar arasinda bir haftadir, bir Göbekli-Karga

Bugün tam 1 hafta oldu cadı ailesine katılalı..Bunun için birşeyler yazmak yoktu aslında aklımda ama aşağıda değineceğim nerden aklıma geldiğine vs..
Yazılarıma az çok kıyısından köşesinden bakanlar bilir; Teknoloji veya işim üzerinden duygulara ve hayata ufak bağdaştırmalar yaparak, yeni yorumlayabildiğim veya uzun süreç sonrası düşünerek cümlelere dökebildiğim yazılar yazmaya çalışıyorum genel olarak. Benim gibi çiçeği burnunda siteye katılanlardan sevgili darkbutterfly`ın yazısı okuduğumda tam tersini cadı için yapmak aklıma geldi :) .

darkbutterfly genel olarak yazısında birliktelik yaşayacağımız insanı nasıl veya neye göre seçiyoruz sorusuna yanıt buluyor.. Bende dedimki bakalım cadı sevgim bunlara uyuyor mu ?

Ana maddeler şöyle yazıda;

* Eksik Yönlerin Tamamlayıcısı
* Ortak Gariplikler
* Eşitlik
*Zıtlıklarla Varoluş


Öncelikle Eksik Yönlerin Tamamlayıcısı maddesine değinelim. Yazıda bu madde açıklanırken şöyle birşey geçiyor. "nedense hep ilginizi çekmesine ve defalarca öğrenmeye çalışmanıza rağmen şu gitar çalmayı bir türlü beceremediniz.Şimdiyse sevgiliniz olan kişi muhteşem besteler yapıp aynı zamanda gitar çalabilen bir müzisyen." Evet cadı `ya ilk girdiğimde tasarımıydı ilgimi çeken. Hani tasarım gözü diye birşey vardır o bende pek gelişmemiş ne yazıkki o yüzden ilk ilgimi çeken buydu sitede.

Ortak Gariplikler : Siteyi buluşum tam buhran dönemimde zoraki kendi sitelerime link ararken ve aşk-meşk konularından bunalmışken oldu. Cadı`nın reklamını gördüm orada ve tıkladım. (tıklayış o tıklayış işte :) ) Tesadüfler getirdi siteye beni yani. Sitede bulunanlarında benim gibi tuhaf alışkanlıkları var tabi..


Eşitlik : Eşitlik konusunda verilen örneğe görede kesinlikle uyum söz konusu. Öyleki okuduğum çoğu yazı tıpkı beni anlatıyor veya düşüncelerimi kapsıyor hissi verdirdi bana. Hm! a-a! vb. tepkiler verdiğim yazılar çoğunlukta bu yüzden.


Zıtlıklarla Varoluş : bu madde zaten başlı başına uyuyor. Öyleki ben bir karga sitedeki çoğunluksa CADI!

Göbekli-Karga düşünüyorki : Buna göre siteyle sağlam bir birliktelik yaşıyorum. Sabah akşam giriyorum ve yazmak istiyorum. Bakın işte en önemli yere geldik atlamayalım bu yüzden: Yazmaktan zevk aldırdığı için teşekkür ederim CADI iyiki varsın.

Web Siteleri ve Aşk Bağdaştırması

Aşkı nasıl algılıyoruz diye merak ettim veya aşk diye birşey gerçekten varmıdır insanoğlu için diye sordum kendime.
Uzun süre düşündüm aslında. Belki bunu düşünürken sırf bu yüzden kadınlar geçti hayatımdan. Bu süreci çözdüm aslında ama kelimelere dökmek zor oluyor böyle konularda. Anlatım yolunuda tabiiki bildiğim bişeyler üzerinden yapmalıydım ve Web siteleriyle Aşk`ı bağdaştırdım kendimce ve gözlemdiğimce.
Web siteleri benim için öncelikle bir iştir. Öyleki bir siteye giriş yaptığımda ilk baktığım şey kaynak kodu oluyor :) . Nitekim bu siteye ilk girişimde ilk işim; ilk blog yazımda buraya dair ufak yorum yapmak oldu :) . Evet web sitelerinin kodlarının hepsini göremeyiz özellikle son dönem yapılan ve kullanıcılarında aktif olarak birşeyler yazabildiği yerlerde.. Öyleki böyle siteler bize çalıştırılan kodların sadece bir yansısını gönderir. Yani bütün kodlar elimizin altında değildir, eski siteler gibi.
Peki buradan aşka nasıl geldiğimi anlatıyım o zaman. Etrafım ve özellikle kendimde gözlemlediğim şey aşkın sadece giz`lerden ibaret olduğu. Yani karşınızda ki insanı çözdükce büyü bozuluyor ve çekilmez bir hal alıyor istemesenizde..
Bunu kodlarda da yaşıyorum ; bir site görüyorum "a süper nasıl yapmışlar" diyorum. Bir süre sonra kodlarına bakma fırsatım olabiliyor. O zamanda gizemi kaybolup kabak tadını aldığımda;"aslında o kadarda güzel değilmiş" diyebiliyorum aynı site için.
İşte aşkla bağdaştırma. Birini dışarıdan güzel bulup birlikte oluyorsun. Sonra zamanla çözdükce uzaklaşıyorsun veya uzaklaşıyor. Diğerindede aynı şey söz konusu kodları gördükce uzaklaşıyorsun uğraşmıyorsun.
Birde bunu keşfedip kendini saklamasını bilen ve bilmeyenler var. Yani gizemini koruduğun müddetçe uzun süren tatlı ilişkiler. Bununda bağdaştırması;
Eski tip veya sadece tasarımı yapılmış kodları yazılmamış bir sitenin bütün gerçekleri ve herşeyi göz önündedir. Ama yeni nesil sitelerin kodları ortada olmadığı için ilgi çekicidir.
Sonuç olarak Göbekli-Karga düşüncesi: Aşk tatlı bir oyundur. Gerçekler aşkta oyunbozandır. Aşkta gizeminle ve dilinin konuştuklarıyla varsındır.
Son söyleyeceklerim: Aşksız olmaya uğraşmak değil ama bittiği yerde bırakabilmeyi bilmek gerek diyorum.
Fazla terimsel ve ayrıntısal bakmamaya çalıştım.Herşeye rağmen sıktıysam özrümüde dilemesini bilirim :) . Okuyanlara teşekkürler şimdiden.

6 Eylül 2009 Pazar

Bir Karga`nın Yaşam Günlüğü

Göbekli bir Karga`nın çoğu zaman bunalımla dolu asosyal hayatında kadınları, aşkı, özünü ve aklına gelen olmadık şeyleri paylaşacağı bazen saçmalayacağı ama katiyetle düşündüğünü yazacağı bir blog sayfasına merhaba..Dikkat: Genel olarak işten ziyade günlük tadında oluşturacağı yazıları atmayı düşündüğü gizli sayfalardır bunlar.

Okuyacaklara teşekkür ederim şimdiden..